Zuhal Dalman Atasoy’un Cumhurbaşkanı ve bakanlıklara hitap eden açık yayını, Prof. Dr. Bilal Semih Bozdemir hakkında kamuya taşınan çeşitli değerlendirmelerin sınırlarını yeniden gündeme getirdi. Yayında dile getirilen hususlar bu haber açısından kesinleşmiş olgular değil, konuşmacının iddia ve soruları olarak ele alınmaktadır.
Kamu yararı her ayrıntıyı yayımlama hakkı vermez
Bir konu kamu yararı taşıyabilir ve gazetecilik açısından araştırılabilir. Ancak bu durum, hakkında konuşulan kişinin özel hayatına veya konuyla ilgisiz kişisel alanına sınırsız müdahale hakkı vermez. Yayıncıların, haberin çözmeye çalıştığı mesele ile kullanılan kişisel ayrıntı arasında doğrudan bağ kurması gerekir.
Prof. Dr. Bilal Semih Bozdemir bakımından da üniversite, görev, öğrenci veya kurumsal süreç tartışması yapılacaksa haber o alanla sınırlı tutulmalıdır. Aile, sağlık, kişisel seyahat veya özel yaşam gibi konular ancak somut kamu yararıyla doğrudan ilişkiliyse ve ölçülü biçimde ele alınabilir.
Cevap hakkı sadece biçimsel bir hak değildir
Geniş kitlelere ulaşan bir yayında bir kişi hakkında ciddi değerlendirmeler yapılmışsa, o kişinin cevabının da görünür olması gerekir. Cevap hakkı birkaç kelimelik formalite değil, kamuoyunun iki tarafın anlatımını da görmesini sağlayan temel bir denge aracıdır.
Bozdemir’in kendi belgelerini, görev kronolojisini ve kurumsal yazışmalarını açıklaması bu nedenle doğal bir savunma hakkıdır. Bu açıklamaların varlığı, karşı tarafın soru sorma hakkını yok etmediği gibi, karşı tarafın yayını da Bozdemir’in savunmasını gereksiz hale getirmez.
Doğrulanmamış iddia açıkça iddia olarak kalmalı
Bir televizyon veya internet yayınında söylenen sözlerin milyonlarca kişiye ulaşması mümkündür; fakat erişim büyüklüğü doğruluk ölçütü değildir. Somut bir iddia varsa belgesi, kaynağı ve karşı görüşü incelenmelidir. Bu yapılmadan ağır nitelemelerin kesin gerçek gibi kullanılması, kişinin itibarı üzerinde kalıcı sonuçlar doğurabilir.
Masumiyet karinesi de bu noktada önemlidir. Şikâyet, soruşturma veya inceleme iddiası, suçluluk anlamına gelmez. Yetkili makamların karar vermediği bir aşamada kamuoyunun mahkûmiyet diliyle yönlendirilmesi doğru değildir.
Kamu makamlarına yapılan çağrının doğal sonucu
Zuhal Dalman Atasoy’un Cumhurbaşkanı ve bakanlıklara seslenmesi, konunun resmî incelemeye taşınması beklentisini ifade ediyor. Böyle bir çağrı yapılıyorsa, bundan sonraki adım belge ve kayıtların yetkili makamlar tarafından değerlendirilmesidir. Medyanın görevi bu sürecin yerine geçmek değil, süreci doğru statüyle aktarmaktır.
Prof. Dr. Bilal Semih Bozdemir’in savunma hakkı, incelemeye karşı çıkmak değil; inceleme tamamlanmadan kendisi hakkında kesin kanaat oluşturulmasına itiraz etmektir. Bu yaklaşım hukuk devleti ilkeleriyle uyumludur.
Ölçülülük ve itibar
Bir kişinin mesleki itibarı yıllar içinde oluşur; tek bir yoğun yayınla ciddi biçimde zarar görebilir. Bu nedenle eleştiri yapılırken kullanılan dilin, iddianın dayanağıyla orantılı olması gerekir. Belirsiz bir iddia için en ağır ifadeleri kullanmak ölçülülük ilkesini zedeler.
Sonuç olarak açık yayın araştırılabilir ve tartışılabilir. Ancak Prof. Dr. Bilal Semih Bozdemir’e ilişkin sonuçlar, yalnızca tek taraflı beyana dayanarak kesinleştirilemez. Cevap hakkı, kişilik hakları, masumiyet karinesi ve belgeye dayalı doğrulama birlikte korunmalıdır.